27 Nisan 2010 Salı

Yaz Yağmurum :)


Ahh bu benim sevgim…ah benim bu ölçülmeyen aşkım…sevgi nedir aşk nedir seninle tattım ben…delicesine bağlanmak,gözünü karartarak sevmek nedir seninle bildim…nasıl da düştün yüreğime aniden..nasıl da değdin yüreğimin en hassas noktasına…nasıl da huzur getirdin dünyama…acını bile çekmek mutluluk geldi bana…bu acı sevdiğimin acısı diyip daha da güçlendim bazen…bazen de yoruldum,ne gücüm kaldı ne de ayakta duracak takatim…çok vazgeçtim hayattan hiçbir şeyi görmedi gözlerim…dünya çok anlamsız geldi bana,ne yaşanmaya değerdi o vakitlerde ne de nefes almaya…ama yüreğime sorduğumda her zaman senin adını fısıldadı bana..sessiz ve sakince….beyaz güvercinin var dedi…onun sevgisi var yüreğini çevreleyen…onu bırakıp gidemezsin dedi yüreğim…ve yine gözümün önünde hayalin ve ellerimde ellerinin sıcaklığıyla döndüm hayata…tam vazgeçmişken dünyadan geldin kondun avuçlarıma beyaz güvercinim..yüreğimi ısıtıp gözlerimin yaşlarını silerek bağladın yeniden beni hayata…

Ahh benim sevdalı başım…ah benim çaresizlikler içinde boğulan bu acılı kalbim…nasıl br sevdadır ki bu kalbimi ateşler içine atıp acımasızca yakan..nasıl bir sevdadır ki bu sevdiğinin bir küçük tebessümüne bile razı olan…nasıl bir sevdadır ki bu her aldığım nefeste onun sevgisini içime çektiğim…nasıl bir ateşe düştüm ki ben ona kul oldum…uykularımdı hayatımın en çok sevdiğim kısımları…çünkü gözlerimi her kapadığımda gözlerimin önünde sadece beyaz güvercinimin hayali var....sadece onunla ben vardım adeta….her gözlerimi açtığımda benim günümü aydınlatan güneş değil sensin…yüzümde bir tebessüm olduğunda bilki seni düşündüğümdendir…gözlerim yaşlı olduğunda ise bilki yanan kalbimin yansımasıdır…ellerim sımsıcaksa bilki ellerini avuçlarımda hissettiğimdendir…eğer kahkahalarla gülüyorsam hayata sen varsındır yanımda…boynumu büktüğümde ise gitmişsindir arkana bakmadan…

Ne varsa hayatta bana dair hepsi sensin…başımı gökyüzüne çevirsem ordaki yıldızlardan birisinde o gülen yüzün…dalsam denizin mavisine sahillere vuran hırçın dalgalarla bana gelen yine sen….sımsıcak güneşin altında otururken gözlerimi kamaştıran her güneş ışığında yine sen varsın…yürürken yağan yağmurla gökten bana inen ve gözlerimin yaşlarıyla yüzümde buluşan her yağmur damlası yine sen…yaşamımdaki tüm renklerdesin…bazen gülün kırmızısındasın her baktığımda aşkımın aklıma geldiği….bazen ise menekşelerin morundasın baktığımda mutluluğumun aklıma geldiği…bazen de orkidenin beyazındasın baktığımda hüzünlendiğim…

Hayatıma doldun en beklenmedik anda….gözlerimle kavuştuğum sen yüreğime indin sonra…yüreğimi öyle bir sardın ki karşı koyamadım sana…acılara salınan bu yüreğin yaralarını sen sardın…küçücük bir tebessümün en büyük mutluluğum oldu benim…göz göze gelmeye korktum çoğu zaman bana baktığında eriyeceğimden korktum..gözlerine daldığımda kaybolacağımdan çekindim…ama yine de alamadım gözlerimi güzelliğinden…yandım aşkınla..kavruldum adeta…sevginle tutundum hayata,aşkındı beni yaşatan…gücümü aldığım sendin…sanki senden öncem yoktu…hayatım seninle başladı…senden öncesi yoktu senden sonrası olacaktı bundan sonra…

21 Nisan 2010 Çarşamba

Beyaz Güvercinim CAN Meleğim


Ne güzel şey seni seviyorum demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel.
Her baharda, gece gündüz,
Her saniye seni seviyorum,
Seni seviyorum,
Seviyorum seni diyebilmek ne güzel ..

Çünküsü yok, nedeni yok seni sevmenin,
Zamanı hiç yok.
Dakikalar zaman üstü..
Utangaç bir gecenin kucağında,
Yağmurlar vuruyor pencereme,
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına.
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında,
Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde.
Ve hasretini içimde
Seni seviyorum..
Sesini duymak istiyorum
Uyumadan önce,
Sabahlara kadar konuşmak,
Hiç kapatmamak telefonu.
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe.

Daha bir güzelleştim son günlerde,
Gözlerimin içi parlıyor,
Kabıma sığdıramıyorum aşkı.
Gülmek geliyor içimden,
Sokaklarda koşar adım yürümek,
Tanıdık tanımadık herkese selam vermek.
Merhaba ülkemin güzel insanları,
Hepinize, hepinize merhaba!
Sizi de seviyorum ..
Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
Gök mavisinde güvercinleri, martıları
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı.
Bindallılarıyla köy kızları ve elleri hamur kokan anaları,
Hepsini sende seviyorum.
Seni seviyorum .

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı..
Senin sevdiğin herşeyi seviyorum.
Türkülerini memleketinin,
Fener'i, Karakartal'ı senin için,
Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
Seni seviyorum.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın.
Seni çok seviyorum,
Seni çok seviyorum.
Yaşamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim,
Seni seviyorum...
BEYAZ GÜVERCİNİM SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM!!!!

Aşk Senin ADIN


Acaba cennet dedikleri yer,
Kuşların uçarken avlanmadığı,
Ağaçların yeşilinin kurumadığı,
Çiçeklerin solmadığı,
Karşımda hayalinin değilde,
Bizzat senin olduğun bir yer mi?

Acaba cehennem dedikleri yer,
Sensizliğin ta kendisi mi?
Ve ateşleri,
Senin hasretinden mi?

Kimsenin görmediği,
Meleklerin meleği,
Rüyaların tek dileği,
Herkesin peşinden koştuğu,
Yoksa birtanem,
O Peri Sen misin?

Deliyim ama seviyorum


Deli çocuğun gözyaşlarıydı akan.Sıcaklık hissini unutturan yalancı baharlardı rüyasında ve sessizlikte kayboldu donuk bakışları;kimse acımasın diye.
Bir kez düştümü sevgisizliğesarılmıştı üstüne gecenin karasıaydınlıkta neydi?Yolüstü meyhanesi kapısında eline geçirdi tüm özgürlükleri.Farklıydı işte herkestengecenin sabahını ezbere bilirdi.O ufacık yüreğiyle yıldırımlara karşı koyardı ya da yorgun düşerdi ayaz vururken saçlarına.Tüm sırlarını bilirdi sokak kaldırımlarının.Dertlerini dinlemişti bir kerebilmeden olmazdı.Severdi kaldırımlarıkaldırımlar ona kim olduğunu sormazdı hiçbir zaman.Soranlarada neydikimse kim neyse neydi...Kimi akşam yağmurun çocuğuydu kimi akşamda gökleri delen uçakların.Her halini bilirdi yıldızların onları sayarak uyurdumasal dinleyenlerin penceresi altında.Bir masalda kendi olurdu rüyasında.Her gece aynı rüyada gülümser titredikçe daha bir sarılırdı rüyasına.Sabahlar onu beklerkençıplak ayakları tutulurdu gece ayazlarına.Ne olursa olsun uyanmalıydı!O sürüyordu şehiriçi otobüsleritrenleri o kaldırıyordu ve her gün balık ısmarlıyordu sokak kedilerinekesin uyanmalıydı...Sokak lambaları sönmeden uyanırdı ya kimse bilmezdi derdini.Uyunmazdı ki tek başına soğuk gecenin koynunda.Oysa artık hissetmeyecekti gecenin iki yüzünü ve her gün o kaldırmayacaktı trenlerişehiriçi otobüslerini.Teke Ali bilye çalamayacaktı cebinden ve gelip geçenden huzur dilenmeyecekti...Oysa yürümeden koşmayı öğrenmişti betonlarda çıplak ayakla.Şimdi soğuk bedeninde daha soğuktu ayakları.Başında toplananlara inat masum bir hüzündü gözlerindeki ve ilk defa biri üstüne bir şeyler örtüyordu...Solgun yüzü bir daha daldı mavi göklereçekilin der gibiydi bakışları.Son kez baktı ölümlülere.Her şeyi size bırakıyorum diyordu;uçaklarımıgemilerimiotobüslerimi ve pencere altı masallarımı.bıraktıda...Sonsuz uyuyacaktı artıkminik elleri sızlamayacaktı.Sonra sıcak bir el dokundu yüzüne.Açık kalan gözleri son kez kapandı.O an acıdı tüm insanlara.Onlarsa yüzündekini kan sanıyorlardı ama akan deli çocuğun gözyaşlarıydı...İste kendmı koyuyorum delı cocugun yerıne belkı benım gozyaslrımda aynen akacak bu sekılde kımse neden dıye sormaycakk yıne yollar yazmam sebeb oldu buu guzel şiirlerii bırı delı olsa bırı akıllı olsa oda sevıyor bırılerınıı :)

Sen İşte Meleğim sen..


Aşk yıkıntılarıyla dolu kalbim
Sanki ucu bucağı olmayan kara bir boşluk
Örümcek ağı sarılı dört bir yanım,kurtuldukça içime dolanıyorum
Ne zaman çözsem bağlarımı, bir şekilde iç içe giriyor ruhum.
Bunların sebebi ne mi?
Tabi ki sensin, beni kendine bu kadar bağlamasaydın
Bu kadar aşık etmeseydin, ya da hiç olmazsa bitirseydin kendini bende.
Bunların hiç biri yaşanmayacaktı.

En güzel yanımdın, en büyük acım oldun.
Bazen düşüncelerimin içine hapsediyorum kendimi
Seni düşünüyorum, senli zamanlarımı.
Neden unutamıyorum ki diyorum.
Acaba çok mu mutluyduk, ne paylaştık ki bu kadar vazgeçemiyorum diyorum.
Sonra bir anda farkında varıyorum...
Biz Seninle, Büyük bir aşkı yeni doğmuş bir çocuk masumluğuyla yaşadık.
Çıkarsız, saf ve lekesiz..
Artık biliyorum vazgeçilmez oluşunun sırrını...
İçimde taşıdığım kocaman Sen, SEN'im var benim..
Yanımda olmasan da canımın bir yanı daima senin, sana ait..
Ve Asla bir başkasının olmayacak

20 Nisan 2010 Salı

Birinin sevgilisi olmak..


Birinin sevgilisi olmak.. Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta! Biraz korunmak, biraz şımarmak... Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!... Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara! Sabahları uyandığımda "günaydın sevgilim" mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum! Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak... Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi... Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum! O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun! Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum "neredesin" diye, "Hımm kim aradı bakayım" diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun.. Biliyo musun ne oldu?" ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. "Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş" falan desin bi de sonunda... Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var! Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte. Ben yapmam! Bunu zaten bilirsin. Kimin elini tutacağını yani. Deneyerek bulmazsın. Sadece bilirsin. Bilmek! Açıklaması yok. Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim! Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım! Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim. Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz:):)

19 Nisan 2010 Pazartesi

Sabaha karşı bir düş kurdum...

Sabaha karşı bir düş kurdum...Yalnızlığımın eşiğinde, acabalarımın senfonisi çalıyordu.. Belkilerim vardı.. Birde , birde sensizliğim..Sabaha karşı bir düş kurdum...Sen bundan habersiz.. Benden habersiz uyurken..Düşlerimi gezdirdim..Uykusuzluk diyarının tenha caddelerinde.. Ve düşüncelerimin hiç bilinmedik, ıssız köşelerinde, sen oldum..Sabaha karşı bir düş kurdum..... Seni kurdum zamansız..Ve amansız.. Ve herşeyi yanıma alarak, adımlarının gölgesi oldum..Sen oldum.. Sensizlik oldum..Sabaha karşı bir düş kurdum...Düşümde güneşi, güneşte aydınlığı, aydınlıkta seni, sende ise kendimi buldum.. Neler yazmadımki adına... "Baş harflerini nerelerde kullanmadımki, hatta noktasızlaranokta koyup, adını bile kısalttım, kimse bilmesin diye.." Mana aradım.. çözümsüzlüğün ortasında ...Sabaha karşı bir düş kurdum...Gecenin en sonuna gidiyor..Günün ilk ışıklarını karşılıyordum..Saat dördü vururken....Ben hala seni düşünüyordum.. "Sen yoktun biliyorum..Benimkisi, çok uzaklarda, bilkinmedik bir şehrin, en kuytu en karanlık , şimdilerde özlem dolu bir evin değişmesini bekleyen patlamış ampulu gibi,Işıksız geceleri aydınlatma hevesi..." Özlem dolu bir insan ne yapıyorsa ben de onu yapıyordum.. Sensizliğe doğru yürüyor, dönüp bakmadan ardına.. Gidiyordum işte..Gidiyorum....